$ USD
Alış
3,4975
Satış
3,5116
 
 
€ EURO
Alış
3,9072
Satış
3,9229
 
   
 
EN ÇOK OKUNANLAR
 
“Deri Sektörü Temsilcilerinin Verdiği Sektör Resmi”
Ekonomi yazarları duayenlerinden Osman Arolat, “Deri Sektörü Temsilcilerinin Verdiği Sektör Resmi” isimli bir köşe yazısıyla deri sektör
 
Göçebe Toplumların Barınak Malzemesi: Deve ve At Derisi
İnsanlığın ilk günlerinden beri derinin inlanlara yoldaş olduğunu daha önce de söylemiştik. Özellikle göçebe toplumların vazgeçilmez bir parçası ola
 
VİDEOLAR/DEFİLELER
 
 
 
Ahiliğin Anadolu’da Dericilikle Atılan Temelleri
28.2.2017 09:04:54
 

 

İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden Yar. Doç. Dr. Kadir Güler, Yeni Kütahya isimli yerel bir gazeteye yazdığı yazıda Kütahya’da ahilik tarihinden bahsetti ve dericiliğin ahilik teşkilatının oluşmasında nasıl katkıları olduğunu uzun uzun anlatırken tarihin tozlu sayfalarında esnaflığın, tabakhanelerin ve ahiliğin temellerini adeta yaşatıyor okuyucuya.


Yazının tamamını aşağıda okuyabilirsiniz ayrıca şu linki tıklayarak Gazetenin ilgili sayfasına da ulaşabilirsiniz: http://yenikutahya.com/2017/02/25/kutahya-ahiligi/


“Yaklaşık yedi bin yıllık bir medeniyetin merkezinde yer alan, Germiyan ve Osmanlı Coğrafyasının iki yüz elli yedi şehri içerisinde edebi anlamda altıncı şehri olan Kütahya'nın öne çıkaramadığı kültürel kodlarından biri de Ahilik teşkilatıdır.


Köyleri, vakıfları, mezraları, çiftlikleri, tekkeleri, zaviyeleri, türbeleri, mahalleleri, mescitleri, çeşmeleri, kabirleri, mezarlıkları ve başta Tabakhaneleri olmak üzere çok sayıda esnaf kurumları ile önemli bir Ahi şehri olan Kütahya'nın en kısa zamanda yapması gereken çalışma alanlarından biri Ahiliktir.


"Cömert, eli açık, koçak" anlamına gelen Türkçe Akı kelimesi Arapça Ahi, erkek kardeşim, anlamına da gelse, Türkistan-Özbek-Taşkent ve Kırgız Oş pazarlarının ve bu pazarlardaki ticaretin İslam öncesine dayanması, Tasavvufî ticarî ahlâkın Türk ve Acem topraklarında gelişmesi, Tekke/Tarikat özellikleri taşıyan Ahiliğin ve Ahi kelimesinin Türkmen kökenli ve Türkçe olduğunun delili olarak kabul edilmektedir.
 Ahiliğin Türk'e has olduğunu dericilik üzerinden de anlamak mümkündür. Dericilik, Türk'e ata mirasıdır. Türk'ün can yoldaşı olan at, at kuşamları ve atçılıkla ilgili her kavram deriyle birlikte anılır. Kaşgarlı'da deriyle ilgili onlarca kelime vardır. Renkli Çizmeler, Mestler, Sağrılar, Çarıklar, Kemerler, okluk, Ok torbası/Tirkeşler, Kuburlar, Kandiller, Çantalar, kürklü kaftanlar, Su kapları, Saka kıyafetleri, Sandıklar, Koşumlar, Eyerler, Eyer örtüleri, Hurçlar, Sırt çantaları, Heybeler, Su Tulumları, Kırbalar, Kaplar, Maşrapalar, Zenbiller, Mataralar, Mahfazalar, Başlıklar, Kılıç kınları ve kılıfları, Kalkanlar, Kapı perdeleri, Yeniçeri çarıkları ve elbiseleri, Önlükler, Savaş davulları ve Kösler, Kütüklükler, Deri Kitap kapları, Deri ciltleri vb... Ahilik ve Deri işlemeciliği bu yönüyle de araştırmaya açıktır.


 Kütahya ahiliği deri işlemeciliği açısından da önemli bir merkezdir. Osmanlı Devletinin ilk asırlarında Anadolu'da önemli Türkmen şehirleri dericilikle meşhurdur: Ankara, Kayseri, Kütahya, Denizli, Konya, Kırşehir şehirlerde deri sanatı önceliklidir. Fatih'in Derici Debbağları Kazlıçeşme'de ikamete tabi tutması ve üç yüz altmış deri atölyesi olan bir Tabakhane açarak Ahiliği kontrol altına alması Ahiliği hem İstanbul'da hem de Anadolu'da zayıflatmıştır. Yine 1475 yılında Fatih'in kurduğu Saraçhane, deriyi devlet kontrollü bir meslek haline dönüştürmüştür. Bu durum Ahi Şeyhlerinin fonksiyonunu zayıflatmıştır. Ahiliğin kurucusu kabul edilen ve uzun adı Ebu'l Hakayık Şeyh Nasirüddin Mahmud bin Ahmed el-Hoyîolan Ahi Evren olan Ahi Evren, 1171 yılı civarında Acem'de Güney-Batı Azerbaycan coğrafyasının önemli bir Azeri Türkmen şehri olan Hoy'da doğdu. Anadolu sufilerinden Abdal Musa, Geyikli Baba ve Kızıldeli de Hoyludur. Ahi Evren, Hoy medreselerinde başlayan eğitimini Horasan ve Türkistan'da aklı öne çıkaran Eş'ari/ Kelâm âlimi Fahreddin Razi'nin öğrencisi olarak Herat'ta tamamladı. Ahi Evren, Moğol tehdidi sebebiyle Medine ve Mekke üzerinden Bağdat'a geçti. Fütüvvet müessesesini kuran Şeyh Sühreverdi'ye bağlı olan Evhadüddin Kirmani'nin talebesi ve damadı oldu. Aklî ve dinî ilimleri okudu ve tasavvuf yolunun üstadlarından biri oldu. Fütüvvet ehli olan Kirmanîyle birlikte Konya'ya geldi ve Anadolu'da Ahilik kurumunu teşkilatlandırmaya başladı. Bir süre sonra Kayseri'ye geçerek Debbağ [ Deri İşleme ] atölyesi kurdu ve Kayseri esnafını teşkilatlandırdı.


Alaaddin Keykubat'ın çağrısı üzerine Konya'ya geçti. Ahiliği Konya ve çevresinde açtığı zaviyelerle yaymağa başladı. Alaaddin Keykubat'ın öldürülmesi ve yerine Gıyaseddin Keyhüsrev'in geçmesi üzerine ayaklanan Türkmen Ahilerine destek verince Konya'da tutuklandı. Bu yıllarda Baba İlyas ve Baba İshak isyan etti. Ahi Şeyhi olan Şeyh Edebali Ankara Balışeyh köyüne sürgün edildi. Hacı Bektaş Sulucakarahöyük'e sürüldü ve sürgünü reddeden kardeşi Menteş öldürüldü. Ahi Evren beş yıl Konya'da tutuklu kaldı. 1243 yılında Moğollara karşı Kösedağ savaşını kaybeden II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in 1245 yılında ölmesi üzerine Celaleddin Karatay tarafından serbest bırakıldı. Ahi Evren bu yıllarda Germiyan'a yani Kütahya'ya bağlı olan Denizli'ye geçip zaviyeler açtı. Ahi Evren'in bu dönemde Kütahya'ya uğrayarak Ahilik kurumunu Kütahya'da tesis ettiği kanaatindeyiz. Ahi Evren kısa bir süre sonra İzzeddin Keykavus'un daveti üzerine Konya'ya geri döndü. Konya Ahiliğini kurdu ve Moğolların Konya'ya girmemesi için halkı yönlendirdi. Moğollarla dost olan Anadolu Selçuklu Emirleri ve Mevlana ile bu yüzden tartıştı. O yıllarda Konya'ya gelen Şems'in Mevlana'yı etkilemesi üzerine Mevlana'yla arası bozuldu.


Fahrettin Razi ile Mevlana'nın babası Bahattin Veled arasındaki çatışma, Ahi Evren-Mevlana anlaşmazlığıyla devam etti. 1247 yılında Şems'in ortadan kaybolması üzerine Ahiler ve Ahi Evren suçlanınca Kırşehir'e geçti. Ahilik müessesesini geliştiren ve yaklaşık on beş yıl Kırşehir'de yaşayan Ahi Evren, Türkmenleri Moğollara karşı teşkilatlandırdı. Sadreddin Konevî ile mektuplaşması ve Devletin ve Selçuklu sultanlarının çöküşünü yazmaya başlaması Anadolu Selçuklu Sultanını ve Moğol Emirlerini kızdırdı. Kırşehir Ahilerinin Anadolu Selçukluya ve Moğollara itaat etmemesi ve vergilere direnmesi üzerine Kırşehir üzerine gönderilen Mevlana'nın müridi İlhanlı Emiri Caca Bey, Kırşehir'i yerle bir etti ve bu olaydan sonra Ahiyân-ı Rum denilen Anadolu Ahileri Anadolu'ya yayıldı.


1261 yılında meydana gelen bu olay esnasında Ahi Evren'in de öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Ahiler, bu olay esnasında Ahi Evren'in ejderha donuna girerek bir delikten akıp kaybolduğuna inanırlar. Türbesi Kırşehir Ahi Evren Mahallesi'ndedir. Caca Bey, Kırşehir Emiri olduktan sonra adıyla anılan bir medrese yaptırarak önemli ilmi hizmetlerde bulunmuştur. Kısaca hayatına değindiğimiz Ahi Even'in vefatından sonra Ahilik çeşitli tarikatlar içerisinde yaşamaya devam etti. Vefaî, Rufaî ve Haydarî Ahiler ve bu ahilerin kurdukları zaviyeler yayıldı. Çok önemli bir âlim olan Ahi Evren başta "Tabsıra" adlı eseri olmak üzere yirmiden fazla Arapça ve Farsça eser kaleme aldı. Eserlerinin çoğu Eşârîve Şafiî nitelik göstermektedir. Mevlânâ ile anlaşamamış olmasının altında bu inancı da olabilir.


Bugün tarihi kaynaklara göre Osmanlı Beyliğini kuran en önemli teşkilat Ahilik müessesesidir. Şeyh Edebalı bir Haydarî Şeyhi olmasının yanında aynı zamanda bir Ahi Şeyhidir. Kızı Malhun Hatun'u verdiği Osman Gazi'yi desteklemiş ve beyliğin kurulması esnasında da Osman Gazi'ye Şed kuşatmıştır. Orhan Gazi ve I. Murat Hüdavendigâr yani Ahi Murad da şed kuşanmış ve Ahi Şeyhlerinin desteğini almıştır. Abdallar, Gaziler ve Ahiler Osmanlı Beylerinin manevi ve maddi koruyucusu olmuşlardır. Ali Torun Bey'in araştırmalarına göre Ahilik, Fütüvvetnâmelerde detaylandırılmış ve kaleme alınmıştır. Şecerenâmeler Ahilik için önemlidir. Bu şecerenamelerde her mesleğin piri olan bir Peygamberden bahsedilir. Hz. Adem çiftçilerin piridir. Ahi İcazetnameleri esnaf dükkanı açmak için şarttır. İcazetname yetki belgesidir. Ahilik/Fütüvvet teşkilatı Hırfet ehli olarak otuz iki gruba, bazı kaynaklarda elli dört sınıfa bölünmüştür Fütüvvetnâmelerde yer alan bu grupların hepsi mesleklerine göre şed kuşanmış ve şalvar giymiştir. Şed söz vermek, şalvar namus sözüdür, yani beline sahip olmaktır. Ahiliğin ve Kütahya ahiliğinin önemli törenlerinden biri şed kuşanmaktır. Fatih Koksal Bey'in kaynaklarına göre Şed'in anlamı sağlam kılma, sıkma, sıkı bağlama ve kuvvetlendirmedir. Şedid/şidded kökünden aslı çift d'li olan şedd, Arapça bir kelimedir. Şed hakkında, Hz. Musa'nın "Üşdüd/Pekiştir"[Taha 31] duasıyla bağlantı kurulur. Şed, Himmet kuşağını kuşanmaktır. Ustalık merasimi sırasında bele dolanan kuşağa şed denilmektedir. Şed, üç santim eninde, belin üç katı uzunluğunda yün veya pamuktan dokunan bir peştamal kuşaktır. Cebrail'in önce Hz. Adem'e kuşattığına inanılan şedde Şedd-i vefa denilir. Bu inanışa göre Hz. Adem "Belî" sözünde durması, Şeytana Uymaması ve Kaza/kadere sabretmesi karşısında şed kuşanmıştır. Şed, daha sonra Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed'e kuşatılmıştır. Hz. Peygamber, Hz. Ali'ye, Hz. Ali Selman Farisî'ye bağlamış, ondan sahabeye geçmiştir. Kılıç Kuşatma da bir şed törenidir. Şed bağlamak Allaha itaat, ustaya vefa, söze sadakat ve Ahi şeyhine teslimiyetin sembolüdür. Tığbend denilen bir şed türü de Bektaşilikte görülür. Ustasından icazet isteyen Kalfa'nın belge alması için şed kuşanması şarttır. Şed uzunluğu ve düzgünlüğü ile Elife harfine ve Servi'ye benzetilir. Ahlâklı olamayan hiçbir kimseye Şed kuşatılmaz çünkü Şed ahlâklı insana kefil olmaktır. Şed törenlerinden sonra şükür sofrası çekilir. Ahi pilavı ve ahi helvasından oluşan bir yemek verilir. Ahi pilavı; sebzeli, tereyağlı, et sulu bulgur pilavının yufkanın içine konularak ikram edilmesidir. Ahi helvası geleneği Hz. Adem'e dayanır. Rivayete göre Cebrail, Cennetin süt ve bal ırmaklarından bir miktar alır ve karıştırarak helva yapar. Ahi Helvasının kaynağı budur. Ahiler döneminde bu helva süt, pekmez, tereyağı ve undan yapılırken bugün tamamen farklılaşmıştır. Kütahya'da farklılıklar taşısa da bu helva geleneği meşhurdur.”